Yeni Şafak yazarı Aydın Ünal’ın ardından Ersin Çelik de fon soruşturmalarını gündeme alarak ekonomi yönetimini hedef alarak sert uyarılarda bulundu.
Çelik yazısında, Aydın Ünal’ın Ucu Nereye Dokunursa Dokunsun” başlıklı yazısını hatırlatarak, “Kimlerin ihmali vardır? Kimler bu fonlara girmiş, astronomik kazançlar elde etmiş ve çıkmıştır? Korunanlar var mıdır? Varsa koruyanlar kimlerdir?” sorusunu yineledi.
Ardından, “sosyal kırılmaya dair kaygım. Türkiye’nin etrafı yangın yeriyken, devletler yeni dünya düzeninde yer almak için kritik hamleler yaparken, Recep Tayyip Erdoğan önderliğindeki Türkiye dış politikada, diplomaside ve savunma sanayiinde tarihi adımlar atıyor. Böyle bir dönemde içeride birileri iktidara yakın durarak veya yakın görünerek halkın birikimine çökerse; bunun hesabı ikna edici biçimde sorulmaz, mağduriyetler giderilmez, piyasalara çeki düzen verilmez ve makamların emanet edildiği isimler gözden geçirilmezse çok büyük bir siyasi kırılma olur. Çünkü halkın politikaya olan inancı ağır hasar alır. Özellikle de yeni nesli kimse ikna edemez.
Kaygımın zirve noktası ise şu: Biriken güvensizlik, Ukrayna’da olduğu gibi, siyasetin dışından gelen bir ismin ülkenin başına geçmesinin önünü açabilir” dedi.
“BU KRİZ SİYASİ DEĞİL DEMEK SİYASETİ BİLMEMEKTİR”
Ukrayna’daki Zelenski’nin iktidara geliş sürecini yazısına taşıyan Çelik, “Biriken öfke, siyasetçileri aşarak, sisteme duyulan güveni sarstı. Ülkemizde bugün yaşananlar da böyle bir güvensizliğin tohumu olabilir” diyerek şu soruları sordu:
“Eğer yüz binlerce insan, emeklisi, esnafı, memuru, “1 koyup 3 alırım” umuduyla girdiği fonda birikimini kaybettiyse ve kamuoyunda hâlâ “Bu vurgunu yapanlar kim sorusuna?” yanıt aranıyorsa, insanların herkese ve her şeye olan güveni önce zedelenir. Kaçınılmaz olarak da güven sıfırlaması yaşanır.
BİR: Bu kriz siyasi değil demek, siyaseti bilmemektir. Aksine kulağın üzerine yatmaktır.
İKİ: Bu vurgunun arkasında olduğu söylenen isimler kim? Hangi makamda oturuyorlar, hâlâ o makamlarda mı oturuyorlar? Bu sorulara yanıt verilmek zorunda.
ÜÇ: Söz konusu mağdur sayısı yüz binlerle ifade ediliyor. Her birinin bir ailesi, bir ev bütçesi var. Belki o para, evlenecek bir gencin çeyizi, bir emeklinin son güvencesiydi. “Piyasa kuralları böyleydi, riski bilerek girdiler” demesi kolay. Ama devletin görevi tam da burada başlıyor. Borsadan anlamam; yine de okuduklarımdan herkes gibi şu soruları çıkarıyorum: Fonun denetimi neden yapılmadı?
DÖRT: İnsanlar en azından kimler tarafından soyulduklarını bilmeli. Ancak birkaç ismi açıklayıp kamuoyunu rahatlatmak, bu işin çözümü olamaz. Sorumlulukların ortaya çıkarılması ve mağduriyetlerin giderilmesi gerekir.
BEŞ: Mağdurlar paralarını alabilecekler mi? Bu soruya tatmin edici ve net bir yanıt verilmesi, soruşturmanın gerçekten sonuç verdiğini de gösterecek. Hükümetin bunu başaracak iradesi ve gücü fazlasıyla var. Hız ve şeffaflıkla hareket etmek, krizi bir sosyal onarım fırsatına, hatta yeni bir güvene dönüştürebilir.”
“UCU KİMSELERE DOKUNMAZSA”
Çelik, şöyle devam etti: “Lakin kamuoyunu doğru bilgilendirmek bu mücadelenin en önemli ayaklarından biri. “Ucu kimselere dokunmazsa…” algısı yerleşirse -ki ortam buna çok müsait- “bu sene, bu sene” diyerek enflasyonun düşmesini bekleyen, yüksek faizle bükülen belini doğrultmakta zorlansa da “dik duran”, ekonomik sıkıntılarını “her yerde savaş var” anlayışıyla bastıran bu halk bir noktadan sonra küser. Bakın, bu çok ağır bir yaptırım olur.”
The post Yeni Şafak’tan Şimşek’e çok sert sözler: ‘Borsa vurgununun hesabı sorulmazsa…’ first appeared on kilis-egitim.com.tr.